Torugan

Gökçe imgelemin armonisi varoluşun anahtarıydı.

Torugan için özetle binlerce yıllık Türk mitolojisinin batı kökenli kelimelerle ve günümüzün bakış açısıyla yeniden yorumlanması diyebiliriz.

Anlatım tarzı, yazarın entelektüel birikimi ve araştırmalarıyla beraber ancak belirli kültürel seviyede insanların rahatlıkla okuyabileceği ve alabildiğince batı kökenli sözcüklerle süslüyken; öykü; ki Torugan kelime anlamı olarak yaradılış manasına gelmekte; fantastik evren ve mitololoji konusundaki repertuvarı sayesinde bambaşka bir boyut alıyor.

Bu web sayfası, Torugan evreninde bulunan Tanrılar ve belli başlı olaylar için yazılmış metinlerin satır aralarından seçmece cümlelerle insanların rahatlıkla tanışabilmesi ve fikir edinebilmesi için yaratılmış bir galeri.

Tengri

sonsuzlukta süzülür ve hayal ederdi, imgelemleri belki de gerçek olur; hatta yaşanır ve biterdi. ne yaşananların ne de bitenlerin bilinebilecek zamansal veya uzamsal bir ölçütü yoktu, mekaniği yoktu, anlamlandırılabilecek bir felsefesi yoktu; algılanabilecek bir etki alanı yoktu. kendisi aksiyom olsa da sınırsız sayıda var olup yok olmuş toplumların keşfedebildiği herhangi bir bilimsel kurama sığabilirliği, matematiği veya ondan doğan herhangi bir ilme dair sınırı yoktu.

Erlig

Tengri’nin ilk çocuğuydu; karanlığı yıldızsız bir gece kadar görkemliydi, insanı korkudan ağlatacak kadar güzel, evrendeki herhangi bir varlığı çıldırtacak muazzam zerafeti dehşet vericiydi. bakışları bir kara deliğin ışığı soğurmasını andırırdı. Yaratıldığında ışık ve zaman veya varlığına şahit olabilecek Tengri haricinde başka bir şey yoktu. Bu yüzden benliği hem ışık hem de zamanla katışıksızdı. kozmik varlığı eskimeyi bilmezdi, yaşlanmazdı.

Ülgen

Tengri’nin ilk oğluydu. O, Tengri ismini ilk boğumlayanların hatıralarından bir erkek silüetinde yaratılmıştı. öncesiz anılarda çoktan beri var olan yıldızları yarattığı bilgisi kendisine pek çok isim verilmesine sebep olmuştu. ülker, ülken, ulgan; ama yaratıcısı onu ülgen diye çağırırdı. Yıldızların yaratıcısı, ışığın efendisi.

Umay

Tengri’nin ilk kızıydı, O, Tengri ismini ilk boğumlayanların hatıralarındaki erkeklerin uğrunda ölmeyi göze aldıkları duygu olan aşk kullanılarak kadın silüetinde yaratılmıştı. Özünde bulunan aşkın niteliği ona hem Tengrivari bir yaratma erki hem de canlılığa dair derin bir tanrısal görü ve değişim gücü vermiş, o da bunu yarattığı bütün canlılarla paylaşmıştı.